GÜNDEM SİYASET EKONOMİ BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT MEDYA YAŞAM TÜMÜ
İşçiler Ücretli İzne Çıkarılsın...
İşçiler Ücretli İzne Çıkarılsın...
Koronavirüs Ekonomiyi Durma Noktasına Getirdi...
Koronavirüs Ekonomiyi Durma Noktasına Getirdi...
İstanbul Valiliği Önlemleri Artırdı...
İstanbul Valiliği Önlemleri Artırdı...
Vatandaşlar Koronavirüse Ne Kadar Hazırlıklı?
Vatandaşlar Koronavirüse Ne Kadar Hazırlıklı?
ZOR ZAMANLAR, GÜÇLÜ SİYASAL LİDERLERLE AŞILIR
8 Mart 2020 Pazar

Av. Hüseyin Öz

HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve

Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Vekili

Öyle kasvetli bir zamanda yaşıyoruz ki, sendikal sorunlarımızı gündeme taşımayı ertelemek zorunda kaldık. Zira, şehitlerimizin ruhu manevi atmosferimizi sarıp sarmaladı. Onlar için nefes alıp veriyoruz:

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır

Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır

dizeleriyle uğurladığımız fidanlarımız adına fidan diktik. Uğurladığımız fidanlarımızın ruhu, her sabah güneşle doğup, toprağımıza fidelediğimiz fidanlarımızla birlikte yeşerip büyüyecek.  

“Medeniyet Dediğin Tek Dişi Kalmış Canavar”.

Mazlum ve mağdur Müslümanların dertleriyle dertlenmek, Hak-İş’in en önemli milli ve manevi hasletlerinden biridir. Kuzey Suriye’de katliam var. Kan ve barut sağanağına maruz kalan bebeklerin, çocukların, anaların, ninelerin feryatları gökleri deliyor. Ama modern medeniyetin kılı kıpırdamıyor. Kahraman Mehmetçiklerimiz canı ve kanı pahasına bu mezalime “dur” diyor; tıpkı, aynı toprakta 1000 yıl önceki haçlı mezalimine İslam’ın ordusunun “dur” dediği gibi. Tıpkı;

“Maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz.

Medeniyet denilen kahpe hakikat, yüzsüz.

 

dizelerini İstiklal Marşı şairine yazdıranların, yağdırdıkları kurşun ve barut sağanağına rağmen “Çanakkale Geçilemez” diyen İslam orduları gibi.

Lakin günümüzde zulüm; sadece topla, tüfekle, kurşunla karşımıza dikilmiyor. Adına diplomasi dedikleri yalan, iftira, entrika, sahtekarlık, riyakarlıkla yolumuzu tıkıyor.

Savaşanların da, gölgesi karanlık; barışanların da…

Önceki yazılarımızda, kaypaklığın ve oynaklığın, corporation haline gelmiş devletlerin en belirgin özelliği olduğunu yazmıştık. Libya ve ondan öncekilerde olduğu gibi, İdlip için masa başında barışın sağlanamayacağını, gene burada, iki ay kadar önce söylemiştik. Oynaklığın ve kaypaklığın, 200 yıl kadar önce, ABD’li bir sendika lideri tarafından icat edilip icra edildiğini, tüm dünyaya oradan yayıldığını, bugün için bunun bazı devletlerin politikası (reel politik denilen) olduğunu belirtmiş, bunun, gayri nizami harp adı altında sürdürüldüğünü bir önceki yazımızda vurgulamış, emperyalist her süper gücün bu tarz savaşı küreselleştirdiğine değinmiştik.

Birkaç gün önce, Rusya ile müzakereler gerçekleştirildi ve 5 Mart 2020 gece yarısı İdlip için ateşkes kararı deklare edildi. Bizzat müsebbip oldukları için, Türkiye ile masa başına oturan karşı tarafın telaşının ve ateşkes taleplerinin, Suriye’de yaşanan insanlık dramı ile ilgili olmadığı biliniyor. Muhtemelen, çok büyük zayiat veren rejim güçlerine nefes aldırmak isteniyor. Kuzey Suriye’nin diğer bölgelerinde olduğu gibi, Türkiye bunun fevkinde olarak ateşkese rıza gösteriyor. Dünya kamuoyunun zihnine, “savaşı körükleyen Türkler” algısının yerleştirilmesine fırsat vermek istemiyor ama Türkiye, kaypak diplomasinin de farkında.

Dış Mihraklar Sadece, Kamu Desteğinden Korkar

Bölgemizdeki uluslararası ilişkilerin kaygan dengeler üzerinde işlediği sır değildir. Sınırlarında sürekli körüklenen alevden gözünü ayıramayan Türkiye, bir yandan da, içerideki muhtemel kundaklamalara karşı tetikte. Devletimiz gerçekten de çok ağır bir yükün altında ve biz sivil toplum örgütlerine de bu süreçte kritik sorumluluklar düşüyor. Nitekim, diğer bazı meslek kuruluşları ile birlikte, devletimizin ve milletimizin sonuna kadar yanında olduğumuzu deklare ettik.

Vatandaş olarak elbette bizim de yükümlülüklerimiz var: Öncelikle birlik ve bütünlük içinde olduğumuzu, tek bir yumak gibi birbirimizi sarıp sarmaladığımızı ve sıkılmış tek bir yumruk gibi namerdin tepesine ineceğimizi dost düşman herkese haykırmak zorundayız. İkincisi, ekonomik açıdan her birimizin özveriden kaçınmaması icap ediyor. Yarın, evlatlarının çok daha aydınlık bir Türkiye’ye uyanacaklarından emin olmak için bugün, bizler, uykusuz kalmayı göze almak zorundayız. Evlatlarımız ve ülkemiz yarın rahat ve huzur bulsun diye, bugün biz rahatsız olacaksak, bundan asla gocunmayacağımızı herkes bilmeli.

Üçüncü ve en önemli yükümlülüklerimiz, siyasal istikrar ile ilgilidir.

Siyasi istikrarımızın bozulması, kaypak diplomasi oyuncularının yegane umudu. Siyasal istikrarımızı bozmak için, dış politikada bizi kıskaç içinde tutuyorlar. Bir yandan da bazı siyasal partileri tasallut altına alıp, içeride kargaşa yaratmaya çalışıyorlar. 2023 seçimlerinden önce, siyasal zafiyet yaratmayı başardıkları takdirde, seçimleri yöneltip, yönlendirip, yöneterek iç siyaseti dizayn etmeyi hedefliyorlar. Aynı zamanda da bazı siyasal oluşumları pusuda bekletiyorlar.

Geçtiğimiz yerel seçimleri mercek altına aldılar. Yerel seçimlerde kullandıkları çirkin taktik ve stratejileri ihtimamla gözden geçiriyorlar. Bu deneyimleri özenle analiz edip, cumhurbaşkanlığı seçimlerini programlamayı amaçlıyorlar. Hiç kuşkusuz ki, devletimizin üst düzey yönetim kademelerinin, ülkenin iç ve dış sorunlarıyla boğuşuyor olması onların en büyük avantajı. Suyun bulanması için ne gerekiyorsa yapıyorlar ki, bulanık suda kolaylıkla balık avlasınlar. Oltalarına en çekici yemleri takmışlar: Bazı mahfillere çuvalla para dağıttıklarına, bazı siyasi parti ve oluşumlara oluk oluk kaynak ve imkan akıttıklarına göre, önümüzdeki seçimlerde kimin kime ihanet edeceğini kestirmek bugünden mümkün değil.

Bunların böyle çirkin hesapları hep oldu. Bu seferki en çirkini ve aynı zamanda da en amansızı. Vatandaşlarımız tam da bu yüzden çok uyanık olmak zorunda. Biz yerel seçim sonucunda ülkemizin neler yaşadığının en canlı tanıklarıyız. Bizzat gördük, yaşadık, muhatap ve taraf olduk. Çok iyi biliyoruz ki, suyun uyuduğu ama düşmanın asla uyumadığı bir eşikteyiz.

SONUÇ

Devletler, küresel olarak hızla şirketleşmektedir. Bu süreç programlanmış olabilir ama bundan sakınma ve kaçınma imkanı yoktur. Dolayısıyla şirket CEO’ları gibi, devletler de, hızlı hareket eden ve çok çabuk karar veren siyasal liderler aracılığı ile yönetilmektedir. Etkili ve güçlü lidere sahip olmayan ülkelerin bu yarışta hiçbir şansı yoktur. Tipik örnek İngiltere. ABD gibi bir süper güç bile, lider karizmasından yoksunluğun bedelini zaman zaman ödemektedir. Rusya ve Almanya’nın bu bağlamdaki profiline dikkat etmek şarttır.

Türkiye’nin yarışta bu güne kadar tökezlememiş olmasının sırrı, devletimizin karizmatik, etkili ve güçlü bir lider tarafından temsil ediliyor olmasında gizlidir. En kritik eşiklerde ülkemiz adına en makul faydayı bu sayede elde ettik.

Etkili, karizmatik ve güçlü siyasal liderlerin yegane güç kaynağı halktır. Bu güç kaynağı; ne ekonomik güç ne askeri kapasite ne nüfus yoğunluğu ne de uçsuz bucaksız toprağa sahip olmakla kıyaslanabilir. Halkın destek ve teveccühü, ulusal ve uluslararası düzeyde, liderine çok büyük bir güç ve muktedirlik sağlar. Muhatapları ve tarafları nezdinde ülkelerin caydırıcılıkları, dirençleri, açık ya da gizli tuzak ile komploları ustalıkla aşabilmeleri, bu muktedirliğe bağlıdır.

Devletimizin siyasal liderini etkili ve güçlü kılan, bizim gibi vatandaşların ona verdiği destek ve ondan esirgemediği teveccühtür. Bunun farkında olamaz isek; narin ama bir o kadar da önemli ve stratejik bu gerçeğe gözlerimizi kapatırsak; maruz kalacağımız musibetleri bugünden tahmin etmek zor değildir. Çevremize, yani; Irak, Suriye, Mısır, Libya gibi ülkeleri dikkatle gözden geçirir isek, neler olup bittiğini apaçık görebiliriz.

Rabbim bizi bu musibetlerden korusun. Hepimizi ferasetten mahrum bırakmasın ve kalp gözümüzü hep açık tutmayı nasip etsin    

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK'TA EMEKÇİ TERİ
TWITTER'DA EMEKÇİ TERİ
KÖŞE YAZARLARIMIZ
Hüseyin Öz
ZOR ZAMANLAR, GÜÇLÜ SİYASAL LİDERLERLE AŞILIR
Mustafa Arif
KAPİTALİSTİN DİNİ, İMANI, MİLLİYETİ, MERHAMETİ OLMAZ; YA EMEKÇİNİN…
Neşe Yıldız
25 KASIM KADINA KARŞI ŞİDDETLE MÜCADELE ULUSLARARASI GÜNÜ’NÜN AKLA GETİRDİKLERİ
Eyüp Karaderili
SENDİKAL HAREKET, BİRLİK-BERABERLİK VE MÜCADELEDE SORUMLULUK ALMAK
Mehmet Şahin
ENDÜSTRİYEL İLİŞKİLER KURULLARI
Devlet Sert
ÇAĞDAŞ KÖLELİK: TAŞERONLUK
Yahya Osmanoğlu
”Azmin Kurduğu Acz’in Yıktığı Şehirler”e Dair...
ÇOK YORUMLANANLAR
BİLGİ BANKASI
TAŞERON İŞÇİLERİMİZİN İHTİYAÇ DUYDUĞU SORU ve CEVAPLAR ÇALIŞAN REHBERİ SOSYAL GÜVENLİK KURUMU KANUNLAR - Devlet Memurları Kanunu - İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu - İşsizlik Sigortası Kanunu - Kamu Görevleri Kanunu - İş Kanunu - Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu - Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu - Türkiye İş Kurumu Kanunu - Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun
Emekçi Teri
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri